Gülhan Candar TIRMUŞ MİLLİ DEĞERLERİMİZİ SAHİPLENELİM
;KAYBETMEYELİM
Günümüz dünyasında ürünlerin kökeni tüketiciler için artık önem arz etmeye başlamıştır. Bunun nedeni; ürünlerin kökeni ile meşhur olması yada kökeninin ürüne ayrı bir özellik katması nedeniyle, tüketiciler nezdinde kalite ve güven duygusunu uyandırmasıdır.Bu Devamı...
Atari’nin modası geçti, patent 5 milyon dolara gitti. 1971 yılında Nolan Bushnell ve Ted Dabney’in icat ettiği Atari, Pong adlı oyunu ile ilk yılda 150 binlik satış yakaladı. Bunun üzerine Nolan Bushnell Atari’yi Warner Communications’a 28 milyon dolara...Devamı...
Yargıtay: Sirkede Aslan değil, Kemal Kükrer 92 yıllık sirkeci Kemal Kükrer markası dava konusu oldu. Yargı, Kemal Kükrer'i satın alan Gülel ailesine 'Mustafa Aslan Kükrer' markasıyla rakip çıkan Kükrer'leri haksız buldu.Devamı...
Islak Kekte Sıcak Savaş . Eti ile Ülker arasında üç yıldır süren 'ıslak kek' davası, dün yeni bir boyut kazandı. Eti, Yargıtay'ın "Browni Eti'nin markasıdır, Browni ibareli marka tescil edilemez" hükmünü verdiğini açıkladı.Devamı...
Antep Baklavası tescil edilecek. Gaziantep Sanayi Odası (GSO),Türkiye ile Kıbrıs Rum Yönetimi arasında geçen yıl “milli tatlı” tartışmasına neden olan baklavanın tescilini alamaya hazırlanıyor.Devamı...
Marka Sahiplerinin Dikkatine!
Merkezi yurt dışında bulunan ve henüz kim oldukları tespit edilememiş bir organizasyon tarafından marka sahiplerine asılsız fakslar çekildiği belirtilmiştir. Devamı...
2006‘nın “En İyi Endüstriyel Tasarım Ödülü” Türk Patent Enstitüsü’nün “Sınai Mülkiyette 135. yılı” etkinlikleri kapsamında düzenlenen 2006 Türk Patent Ödülleri kapsamında “eye-lit” serisiyle Arlight “En İyi Endüstriyel Tasarım Ödülü” ne layık görüldü.Devamı...
The competition of brands is on the pitch The worldwide turnover of football industry being 200 billion dollar is encouraging the business world. Local and international companies race with each other to invest in sports and sponsorship.To Continue...
Brands compatible with change survive John Grant who carried out sensational projects such as Napster reborn, ethical and environmental initiatives of IKEA, re-marketing of Sweden as a leading information technologies country; the author of the book... To Continue...
Patent and Trademark Attorneys Wanted From the first trademark registration and production in 1800s till today as the competition increases, the trademarks created also increase. Nowadays, only in Turkey, the trademark application number reaches a monthly figure of ten thousand.To Continue...
Günümüz dünyasında ürünlerin kökeni tüketiciler için artık önem arz etmeye başlamıştır. Bunun nedeni; ürünlerin kökeni ile meşhur olması yada kökeninin ürüne ayrı bir özellik katması nedeniyle, tüketiciler nezdinde kalite ve güven duygusunu uyandırmasıdır.Bu nedenle tüketiciler herhangi bir ürünü talep ederken belli bir kökenden yada kökeninin ürüne kattığı özellikten dolayı tercih edebilirler.Mesela; canınız baklava istedi özellikle Antep olsun dediniz,halı almak istediniz Hereke,Kars dediniz,sevdiğinize bir gül hediye etmek istediniz en kokulusundan Isparta’dan dediniz.Örnekleri çoğaltmak mümkün.Bir çoğumuz bu tercihlerimizin Coğrafi İşaret konusu olduğundan habersiz, coğrafi işaretleri kastetmekteyiz aslında.Kısacası Coğrafi İşareti tanımlamak gerekirse “Belli bir niteliği ünü ve diğer özellikleriyle bir yöre,alan,bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü tanıtıp gösteren işaretlerdir.” Özellikle ülkemiz tarihi, doğal ve kültürel değerleriyle binlerce coğrafi işarete sahip. Ne yazık ki şimdiye kadar kıymetini bilemediğimiz bu değerlerimiz, son aylarda çıkan “ Baklavamız-lokomumuz elden gidiyor” haberleriyle dikkat çekmeye başladı. Bu haberler kendi öz değerlerini kaybetmek istemeyen halkın coğrafi işaret tesciline ilgisini arttırdı. Artık illerden, ilçelerden Türk Patent Enstitüsü’ne (TPE) coğrafi işaret başvurusu giderek artmaya başladı.
Coğrafi işaret tescilinin ülkenin ve yerel ekonominin üzerinde hiç kuşkusuz büyük faydaları vardır. Kırsal bölgelerdeki her türlü tarım ve el sanatları ürünlerinin korunması ve böylece bu bölgelerde yeni istihdam imkanlarının artması, ün kazanmış ürünlerin hak sahibi üreticilerin kazançlarının, hak sahibi olmayanlar tarafından taklit edilerek ihlal edilmesinin engellenmesi, tüketicinin aldatılmasının engellenmesi, coğrafi işaretli ürünün bulunduğu bölgeye müteşebbislerin gelmesi ve bu bölgelerde turizmin gelişmesi, coğrafi işarete konu ürünün kalitesinin korunarak belli bir standartta üretiminin sağlanması gibi bir çok faydaları sıralayabiliriz.
Coğrafi işaret başvurusunda, ülkemiz Avrupa Birliği üye ülkelerine oranla daha da gerilerde. Bu konuda yapılması gereken öncelikle halkın bilgilendirilmesi, bilincin arttırılmasıdır.Bu durumda kamu kurumlarına, tüzel kurumlara ve sivil toplum örgütlerine sahip olduğumuz zenginliklerin korunması noktasında büyük görevler düşmektedir. Coğrafi işaret tescilinin özellikle turizmi etkilediğini , dolayısıyla da ekonomiye sağlayacağı yararları düşünürsek tescil işlemlerinin sadece yurt içinde değil yurt dışında da yaygınlaştırması gerekir.Yıllarca kültürümüzle,tarihimizle,doğamızla birleşen,bize ait değerlerin önce biz farkına varalım ve bizi biz yapan değerleri tescillemekte geç kalmayalım.
1947
yılında kurulan ve yaptığı standardizasyon çalışmaları sonucu
sanayiye, ticarete ve tüketicilere katkılar sağlayan ISO (International
Organization for Standardization)Uluslararası Standard
Organizasyonudur.
Bugünün
dünyası artık çok küçülmüş, enformasyon, teknoloji ve iletişim
alanındaki büyük gelişmeler toplumları kıyasıya bir rekabete ve
her geçen gün yeni gelişmelerin yaşandığı ekonomik bir yarışa
itmiştir. Mevcut dünya düzeninde ayakta kalabilmek , tüm
sektörlerde müşteri ihtiyaç ve beklentilerine uygun mal ve
hizmet üretiminin sağlanmasıyla gerçekleşebilecektir. Bu da
ancak, kuruluşlarda, tasarım aşamasında başlayarak üretim,
pazarlama ve satış sonrası hizmetlere kadar tüm aşamaları
kapsayan ve sürekli gelişmeyi hedefleyen Kalite Yönetim
Sisteminin uygulanmasıyla olacaktır.
ISO
9001:2000, sistemin iyileştirilmesini öngörür. Bu iyileştirme
prosesleri; iş gücünü, yönetimi ve kısacası kaliteyi etkileyen
her şeyi kapsar. Standardın amacı; hata ve kusurları azaltmak,
ortadan kaldırmak ve daha önemlisi önlemektir. ISO 9001:2000
belgesini alabilmeniz için; standardın şartlarını sağlayan
dokümante edilmiş bir kalite yönetim sistemine sahip olmalı ve
bu kalite yönetim sistemini dokümante edildiği gibi
uygulamalısınız.
ISO 9001:2000 Kalite Yönetim belgesi standardı; bir kuruluşun müşteri
şartları ve yürürlülükteki mevzuat şartlarını karşılayan ürünü
hizmeti düzenli bir şeklide sağlama yeteneğini gösterme ihtiyacı
olduğunda ve Sistemin sürekli iyileştirilmesi ve müşteriye
yürürlükteki mevzuat şartlarına uyulduğunun güvencesinin
verilmesi için süreçler de dahil olmak üzere sistemin etkin
uygulanması yolu ile müşteri memnuniyetinin arttırılması amacına
yöneldiği durumlarda iso 9001 kalite yönetim sistemi
belgesi için şartları kapsar. ISO 9001 Kalite Yönetim
Sistemi belgeleri kuruluşun müşteri odaklı, güvenilir
ürün/hizmet verdiğinin kanıtıdır. Kuruluşun uluslararası
standartlarda ürün/hizmet verdiğinin kabul görmüş açık bir
delili niteliğindedir. Burada ürün terimi müşteri için amaçlanan
veya müşteri tarafından talep edilen ürüne uygulanır. Her ne
kadar iso belgesi standardı içerisinde ürün terimi geçse
de kuruluş müşterisine hizmet sunuyorsa bu hizmet olarak ta
algılanabilir.
ISO
9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi´ni özel ve kamu sektöründe her
türlü kuruluş kurabilir.
Üretim,
hizmet, yazılım ve donanım sektörlerindeki tüm kuruluşlar bu
sistemden yararlanabilir. Örneğin, dış ticaret pazarlama
firmaları, hastaneler, belediyeler, üretim yapan işletmeler,
oteller, restoranlar…. ISO 9001:2000 uygulanabilmesi için
firmanın sektörü önemli değildir. ISO 9001:2000, kuruluşun ne
üzerine çalışıp çalışmadığına değil yönetim sistemine odaklanır.
Ayrıca işletmenin büyüklüğü veya küçüklüğü, kaç kişinin
çalıştığı sistemin kurulmasına engel olmamaktadır. 2 Kişilik bir
işletme de 1000 kişilik bir işletme de ISO 9001 kapsamına girer
Bu
bağlamda ISO 9001:2000 işletmenin mal veya hizmet üretimindeki
tüm aşamaları belirleyerek ve bir nevi işletmenin kullanma
kılavuzunu oluşturarak her defasında aynı kalitede sonucun
alınacağı iş süreçleri yaratmayı amaçlıyor. Bu standardı
yakaladıktan sonra kalitede geliştirmeleri sağlamak daha kolay
bir hal alıyor.
ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi Standardının ruhunu
kuruluşun her bölümüne adapte edilmesi gereken aşağıdaki “Kalite
Yönetim İlkeleri” şekillendirmekte ve sistem içerisinde
bütünsellik arz etmektedir.
1.Müşteri odaklılık
2.Liderlik
3.İnsanların katılımı
4.Süreç yaklaşım
5.Yönetimin sistem yaklaşımı
6.Sürekli iyileştirme
7.Karar mekanizmasına gerçekçi yaklaşım
8.Tedarikçilerle karşılıklı yararlı ilişkiler
Bu ilkeler kapsamında, belirli bir organizasyonun faaliyetlerini
yönetebilme kapasitesinden başlayarak ilgili süreçleri ve bunlar
arasındaki ilişkileri sistematik ve organik bir biçimde
tanımlamayı ve kontrol etmeyi kapsayan “Kalite Yönetiminde Süreç
Yaklaşımı” çok özel bir önem taşımaktadır.
ISO
9001’İN KURULUŞA YARARLARI
Pazarlama faaliyetlerinde rakiplerden farlılık sağlanması, karın,
verimliliğin ve pazar payının artmasını, rekabette
üstünlüğü,
İşletmenin uluslararası geçerliliğe sahip bir kalite belgesi
edinmesinin getirdiği ticari avantajlardan yararlanabilme
(ihracat için kalitenin belge ile ispatlanabilmesi)
Müşteri memnuniyetinde ve müşteri sadakatinde artış
sağlanması, müşteri şikayetlerinin azalması,
Hata oranlarında, firelerde, yeniden işlemelerde azalma
sağlanması, dolayısıyla maliyetin azalması,
Girdi, üretim ve son kontrollerin etkin olarak
yapılabilmesi, iadelerin azalması,
Tedarikçilerin seçiminde, değerlendirilmesinde ve takibinde
kolaylık sağlanması
İşletme içi yetki ve sorumlulukların tespitinde ve
dağıtılmasında kolaylık sağlanması
Geçmişe yönelik kayıtların düzenli bir şekilde tutulmasını
sağlayacak altyapının oluşturulması
Tüm faaliyetlerde geniş izleme ve kontrolü,
Firma içinde planlı ve sistematik çalışma koşullarının
sağlanması,
Faaliyet ve zamandan tasarruf,
Veriler ve istatistiksel ölçümler doğrultusunda durum
analizlerinin yapılabilmesi ve geleceğe yönelik kararlarda
bu analiz sonuçlarının kullanılabilmesi
Kurumsallaşma yolunda önemli bir adım atılmış olması
Belge haline
getirilmiş yönetim sistemine göre kendi işlerini ve
amaçlarını daha iyi kavramaları,
Daha verimli bir
yönetim sisteminde çalıştıklarından ve kendilerinden ne
istendiğini bildiklerinden, daha az stresli bir ortamda,
daha mutlu çalışmaları,
İşe yeni başlayan personelin, tüm gerekli açıklamalar yazılı
olduğu için, işini daha çabuk öğrenmesi.
Marka tescilinin önemini artık bilmeyen kalmadı,
markalaşmanın en önemli kısmı tescilli bir markaya sahip olmak
ve bu markaya yatırım yapmaktan geçmektedir.
Ancak bir ülkede tescili yapılmış bir marka ancak o ülkenin
sınırları içinde korunur. Sınırları aşan piyasa düzeni içinde
marka korumasının yalnızca ülkelerin sınırları içinde kalması
yetersiz kalmıştır.
Firmaların dünya pazarlarındaki yerlerini sağlamlaştırabilmek
için sadece yurt içindeki rakipleriyle değil, yurt dışındaki
rakipleriyle de rekabet etmeleri gerekmektedir.
Özellikle firmaların ihracat yaptıkları ülkelerde markalarını
mutlaka tescil ettirmeleri gerekir. Türk ürünlerinin yurtdışında
markalaşması ve türk malı imajının oluşturulması yurtdışı marka
tesciliyle sağlanabilmektedir.
Markaların uluslar arası tesciline ilişkin en önemli düzenleme
Madrid Protokolüdür. Türkiye'de 1 Ocak 1999 tarihi itibarıyla
uygulanmaya başlayan bu protokolle Wıpo-Dünya Fikri Mülkiyet
Teşkilatı'na yapılan tek bir başvuru ve tek bir dil ile
protokole üye 66 ülkede birden aynı anda başvuru yapabilme
kolaylığı sağlanmıştır.
Madrid protokolü çerçevesinde başvuru yapabilmek için ön şart
menşe ülkede tescilli veya tescil için müracaat yapılmış bir
markanın mevcut olmasıdır. Türkiye’de tescilli markası olmayan
şirket veya şahıslar direkt olarak herhangi bir ülkede marka
tescili yaptırabilirler ancak bu müracaatta Madrid protokolünü
kullanamazlar. Tek tek ilgili ülkedeki vekiller vasıtasıyla
müracaat yapmak zorundadırlar.
Uluslarası marka tesciliyle ilgili bir diğer düzenleme OHIM
kapsamında yapılan AB Topluluk markası başvurularıdır. Avrupa
Topluluk markası başvurularında herhangi bir menşei ülke için
tescil müracaatı yapılmış olması ön koşulu aranmamaktadır. Buna
rağmen, tescilin yayını aşamasında herhangi bir Avrupa
ülkesinden gelebilecek olumsuz bir karar, AB üyesi diğer tüm
ülkeler için bağlayıcı nitelikte olmaktadır.
Sonuçta hangi yöntemle olursa olsun Türk markalarının yurtdışı
pazarlara girerek uluslararası marka olabilmeleri ancak yurtdışı
korumalarının yapılmasıyla sağlanabilmektedir.
Marka tanım olarak; Bir işletmenin mal veya hizmetlerini bir başka işletmenin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan sözcük,şekil,harf sayı gibi ifade edilen her türlü işaretlerin ismidir.
Firmaların kullandıkları bu işaretler aynı zamanda ürünlerine veya hizmetlerine duydukları gururunda bir ifadesi olma özelliğini taşımaktadır.
Kullanılan isimler bazen bağımlıllık meydana getirip ürüne isimde olabiliyor. Sana Yağı, Selpak, İzocam gibi..
Bazende Yer isimleri halk tarafından ürüne isim olabiliyor.İzmir’in Şaşal İlçesi insanların bidonları ile su almaya gittikleri yerin adı olmasına rağmen Hafızalara ürün çeşidi olarak girebiliyor.
Ürünlerin bir tür damgaya sahip olmalarının temel nedeni O ürünün diğer ürünlerden farklılaşmasını sağlamasıdır.İngilizce’de “Branding’’markalama sözcüğünün kökeninin köylülerin meralarda birbirlerinden ayırmak için sığırlarını damgalamalarından gelmesi bu temel işleve işaret eder.
Çağdaş anlamda ürünlerin markalanması ve marka adı kullanımına ise 19.yy sonlarında rastlanıyor.Sanayi devrimi ile birlikte reklamcılık ve pazarlama tekniklerinin gelişmesi sonucunda ürünlerin iyi bir marka adı ile pazara sunulması önem kazanmıştır.
Üreticiler ve Hizmet sektöründe faaliyet gösteren firmalarda Piyasada farklılaşma amacı ile ürünlerine ad vererek koruma için patent aldılar.Firmaların farklılaşma çabaları marka oluşturmanın doğuşu olarak nitelendirilebilir. Bu süreçte oluşturulup günümüze kadar varlığını sürdüren firmalardan Levi’s(1873), Maxwell Hause(1873), Campell’s Soup(1893) örnek verilebilir.
Aynı zamanda kullanılan logo ve görsel sembollerde ürünlerin farklılaştırılmasında temel araç haline gelmişlerdir. Marka adı ve görsel sembollerin ürünleri tanımlamaya başlamasının ardından hukuksal düzenlemeler gündeme gelmiştir.Bu nedenle marka gelişiminin önemli bir aşamasıda ürünü tanımlayan ad ve logonun hukuksal olarak koruma altına alınmasıdır.
Bir Ülke Sahip olduğu markalar kadar zengindir.Marka bir ülkenin yada şirketin sahip olduğu varlıklar arasında en değerlisidir.Kıymetini bilelim.
Eski Mısır çanaklarında bu günkü anlamda marka kullanıldığı iddia edilse de Ortaçağda Avrupa ülkelerindeki tacirlerin ticari alanlarının kapsamını göstermek için kullandığı işaretler ve yine ortaçağ Avrupa’sındaki esnafların nitelikli sanatkar olduklarını gösteren markalar dünya da ilk marka uygulamalarına örnek teşkil etmektedir. Marka korumasıyla ilgili ilk örnekleri de İngiltere, Fransa ve ABD’de görmekteyiz. Roma hukukunda da marka hakkına tecavüze karşı dava açılmanın mümkün olduğu bilinmektedir.
Orta çağda marka iş sahibinin imzası olmaktan çıkıp bugüne yakın ilkeler uygulanmaya başlamıştır. 19. yy da teknikteki gelişmelere paralel olarak marka konusu önem kazanmıştır. Fransa 1857, Avusturya 1858, İngiltere 1862, İtalya 1868, Osmanlı 1871, Almanya 1874, Belçika ve İsviçre 1879 ilk önemli marka yasaları olarak bilinmektedir.
Ülkemizdeki marka korumasıyla ilgili ilk uygulamalar ve Markanın tarihcesi günümüzden çok daha eski yıllara dayanmaktadır. 20 Temmuz 1871 Alameti Farika adı altında markayla ilgili ilk korumalar oluşturulmuştur. 20 Eylül 1871 de yürürlüğe giren ve incelemesiz marka tescilini baz alan "Eşya-i Ticari’ye Mahsus Alamet-i Farikalara Dair Nizamname" dün¬yadaki ilk marka koruması örnekleri arasındadır.
23 Haziran 1857 tarihli Fransız Markalar Kanunundan alınan 1871 tarihli bu Nizamname sınai mülkiyet konusunda Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yasal uygulaması özelliğini de taşımaktadır. Ancak bu kanunlar günümüzdeki kadar etkin olmamakla beraber, hukuki yaptırımları yok denecek kadar azdır. Bu kanun o zamanki şartlar ele alındığında sinai mülkiyet hakları koruması için yeterli olsa bile, ilerleyen süreçte günümüz koşullarında işlevini iyice yitirmiş ve yeni kanun gereksinimi kaçınılmaz olmuştur. Günümüze kadar da Osmanlı döneminden kalma kanunlara süregelen markanın tarihçesi, 12 Mart 1965’de 551 sayılı marka kanunu çıkmasıyla birlikte yeni bir ivme kazandırmıştır.
Fischem Kozmetik
marka, patent, isim tescili, marka tescili, patent alma, patent tescili, ptent almak, tasarım, tasarım tescili, marka almak, isim hakları, ticaret, marka hakları, fikri haklar, sanat eserlerinin korunması, marka yenileme, yurt dışı tescil, yurt dışı isim tescili, yurt dışı, patent tescili, tescil işlemleri, marka işlemleri, hukuki haklar, isim hakları, patent hakları, patentler, patent, adres tescili, tse, tesek, iso, hasep, kalite belgeleri, kalite sistemleri
isim tescili, marka, patent, marka tescili, patent alma, patent tescili, ptent almak, tasarım, tasarım tescili, marka almak, isim hakları, ticaret, marka hakları, fikri haklar, sanat eserlerinin korunması, marka yenileme, yurt dışı tescil, yurt dışı isim tescili, yurt dışı, patent tescili, tescil işlemleri, marka işlemleri, hukuki haklar, isim hakları, patent hakları, patentler, patent, tescil, tse, tesek, iso, hasep, kalite belgeleri, kalite sistemleri